4 Ramazan 1438 | 30 Mayıs 2017 Salı

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Uçan balonda öldürücü helyum!

Son Güncelleme: 19 NİSAN 2017 - TSİ 10:44

Ankara’da 9 yaşındaki Muhammed’in uçan balondaki helyum gazını soluyarak hayatını kaybetmesi balonlardaki tehlikeyi hatırlattı. Uzmanlar, helyum gazına uzun süre maruz kalmanın, karbonmonoksit zehirlenmesinden farksız olduğunu söylüyor

Türk Toraks Derneği üyesi Prof. Dr. İbrahim Akkurt, helyum gazının aşırı miktarda alınmasının ölümcül olabileceğini, Amerika’da yılda 30 kişinin helyum gazı soluduğu için yaşamını yitirdiğini ifade etti. Televizyonda Oyun maksatlı ses değişikliğine yol açan helyum gazının gösterimini uygun bulmadığını söyleyen Prof. Dr. Akkurt, şunları söyledi:

“Yüksek miktarda helyum gazı soluyanlarda akciğer hasarı oluşuyor. Özellikle çocuklara helyum içeren balonlar satılmamalı. Helyum solunması durumunda, söz konusu gaz akciğerlerde oksijenin yerini alacağı için asfiksi adını verdiğimiz boğulma meydana gelir.

Helyum solunum yetmezliğine neden olabilir. Ankara’daki çocuğun ölümünde nefes alamama ve beyin ölümünün gerçekleşmesi söz konusu. Akciğerlerde meydana gelecek solunum yetmezliği aynı zamanda kalp ritim yetersizliğine neden olur.

Bazı TV programlarında basınçla helyum gazı verilen konukların ses değişikliği ekranlara yansıtılıyor. Bu özendirici yayınlar yapılmamalı. Helyumun aşırı solunması akciğerde bulunan alveollerde yırtık ve kanamalara neden olur.”

Karbonmonoksit gibi zehirler

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ise, helyum gazının akciğer keseciklerini oksijensiz bırakma riski taşıdığını belirterek, “Helyumun kendisi renksiz ve kokusuzdur. Hatta solunum hastalıkları tespitinde kimi zaman helyum gazı kullanılarak, fonksiyon testleri yapılır. Ancak helyum gazının uzun süre solunması ciddi hayati risk oluşturur. Böyle bir durumda akciğer keseciklerinin içi helyum gazıyla dolar ve havadan alınması gereken oksijen alınamaz. Tıpkı karbonmonoksit zehirlenmesi gibi helyum zehirlenmesi meydana gelir” dedi.

Vücudun oksijensizliğe dayanma süresinin dört dakika ile sınırlı olduğunu söyleyen Küçükusta, “Dört dakika oksijensiz kalan hastaya müdahale edilse de beyinde kalıcı hasarlar meydana gelir. Sonuç olarak uzun süre helyum solumak akciğerleri oksijensiz bırakmak anlamına gelir.

Helyum parlayıcı bir madde olduğu için de çocuklar açısından risklidir. Vatandaşlarımızın helyumun yapacağı zararlara karşı bilgilendirilmesi gerekir. Bir takım TV programlarında katılımcılara komiklik olsun diye helyum gazı verilerek seslerinin inceltilmesi özendirici bir davranıştır. Bu tür uygulamaların ekranlarda gösterilmemesi, çocukların özendirilmemesi gerekir” dedi.

Japonya’da kısıtlama

İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Prof. Dr. Turhan Ece, Japonya’da eğlence amaçlı kullanımına kısıtlama getirilen helyum gazının, Türkiye’de çocuk sağlığı açısından kısıtlanması gerektiğini dile getirip şunları söyledi: “Helyum hidrojenden sonra en hafif gaz türü. Bu nedenle balonların uçurulması için bu gaz kullanılmakta. Ancak helyum gazının eğlence amaçlı çocuklar tarafından solunması büyük riskler içeriyor.

Akciğer kapasiteleri sınırlı olan çocukların basınçlı helyumu solumaları hava embolisine neden olabilir. Oksijen taşıması gereken kanallardan kana geçiş de söz konusu. Bu durum beraberinde solunum yetmezliği ve ani ölümlere yol açabilir. Helyumun zararlı etkileri mutlaka anlatılmalı. Ebeveynler çocuklarını korumak için mümkünse helyumlu yani uçan balon almasınlar.”

‘Ürünlerin üzerine uyarı konabilir’

Cafer Öztürk (Türkiye Oyuncakçılar Derneği Genel Koodinatörü): “Balon, oyuncak kapsamında yer alan bir ürün. Ancak ithal veya yerli üretim balonlar, gazsız, içi boş olarak piyasaya sürülüyor. Balonların içine helyum doldurulması oyuncak üreticilerinin yaptığı bir uygulama değil. Bu ürünlere kimler tarafından ne tür gazların doldurulduğu, üreticilerin dışında bir konu. Balon üretiminde, testler yapılmak zorunda. Çocukların dudak veya ağız bölgesi balonu şişirmek için ürünle temas ediyor. Ürünlerde toksik madde olup olmadığına testlerde bakılıyor. Ancak oyuncak üreticilerinin bunun dışında yapacakları bir şey yok. Ürünlerin kimler tarafından ne tür gazlarla doldurulduğunu denetlemek de mümkün değil. Ürünlerin ambalajları üzerine ‘Gaz doldurmayınız ve gaz doldurulmuş ürünü almayınız’ yazıları konulabilir.”

Milliyet