18 Rebi'ül-ahir 1441 | 15 Aralık 2019 Pazar

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Güncel

Ana Sayfa Haber Güncel

Başkan Erdoğan'dan dünya liderlerine çarpıcı ders

Son Güncelleme: 6 ARALIK 2019 - TSİ 16:14

Bugünlerde, dünya liderleri Madrid'de çevre duyarlılığı başlığı altında toplanıp top çevirirken, Başkan Erdoğan liderlere örnek golünü atarak çevreci gönülleri fethetti.

Başkan Erdoğan 1 = Dünya Liderleri 0

Buhar gücüyle enerji üreten, enerji geri dönüşüm santrali olarak bilinen ‘Termik Santraller’ ekonomiye katkısının yanı sıra hava kirliliği ve insan sağlığına getirdiği zararlarla da konuşuluyor.

Türkiye’de özelleştirmesi tamamlanan 13 adet termik santralin aradan geçen 7 yıla rağmen halen baca filtrelerini takmadığı gibi düzenlenen yasa ile bu konuda 2,5 yıl ek süre alacak olmasının Başkan tarafından veto edilmesi bu yapıları yeniden gündeme taşıdı.

Meclis’te 21 Kasım 2019’da kabul edilen torba yasanın 50’nci maddesine göre havayı kirleten 13 termik santrale baca filtresi takma zorunluluğu 2,5 yıl ertelenmişti.

Düzenleme, Başkan tarafından veto edildi.

Başkanın vetosunun gerekçesinde; "Enerji ihtiyacı süreklidir ve artarak devam etmektedir. Enerji ve dolayısıyla enerji sektörü, ülkemizin hedefleri ve gelişimi için hayati önem arz ederken elektrik üretim tesislerinin varlığının korunması ve desteklenmesi devletin temel politikalarından biri olmakla birlikte insan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin ve herkesin temel ve insani görevidir. Enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir. Günümüz şartlarında çevre kirliliğine yol açmadan, özellikle hava, su ve toprak kalitesini bozmadan da enerji üretiminin gerçekleştirilmesi mümkündür. Hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen 2,5 yıl kadar daha uzatılması insan sağlığının ve çevrenin korunması görevi ile bağdaşmayacaktır." ifadeleri yer aldı.          

Devletin bu meseleye vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verilen açıklamada 50'nci maddenin yeniden değerlendirilmesinde fayda görüldüğü belirtildi. 

 Veto sonrası, erteleme iptal edildi

Başkan Erdoğan'ın veto ettiği, termik santrallere filtre takılmasını erteleyen düzenleme yasadan çıkarıldı. Böylece, yıl sonuna kadar termik santrallere baca filtresi takılması zorunlu olacak.

Filtresi bulunmayan termik santraller, faaliyetlerini çevreyle uyumlu hale getirebilmek için 31 Aralık 2019'a kadar baca filtresi takmak zorunda olacak.

 

Termik santraller, ısı enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren yapılardır. Santrallerde suyun ısıtılması sonucu buhar ortaya çıkmaktadır. Bu oluşan buharın gücü türbinleri döndürmekte ve bu hareket de elektrik enerjisine dönüştürülmektedir.

Üretim sırasında bacalardan salınan küller insanlar tarafından solunmaktadır. Bu durumda çevre yörelerde kanser riskini arttırmaktadır.

Bacalardan yayılan zararlı gazlar asit yağmurlarının oluşmasına neden olmaktadır. Asit yağmurları sonucunda da termik santralinin inşa edildiği bölgelerdeki toprakların yapısının bozulması ve verimin düşmesi gibi pek çok olumsuz durumla karşılaşılmaktadır.

Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Kayıhan Pala, kömür kaynaklı enerji üretimi nedeniyle ortaya çıkan ancak çoğunlukla göz ardı edilen maliyetlere dikkat çekiyor: "Ülkemizde kömürün değeri, çıkartılmasından taşınmasına ve yakılmasına kadar her süreçte yol açtığı sorunlarla birlikte ele alındığında; güneş ve rüzgar ile kıyaslandığında daha yüksek değil. Ayrıca kömürün hem çalışan sağlığı (iş kazaları ve meslek hastalıkları) hem de çevre sağlığı açısından (hava, su ve toprak kirliliği vb.) maliyeti çok yüksek."

Pala, "Kömürden enerji üretmenin sürdürülmesi nedeniyle her yıl on binlerce insan hastaneye yatıyor, binlerce kişi ölüyor. Türkiye’de fosil yakıtların sağlık maliyeti yaklaşık 20 milyar doları buluyor. Kömürlü santrallerin yakın çevresinde akciğer kanseri başta olmak üzere kanser görülme sıklığında kaydedilen artış, durumun ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor" değerlendirmesinde bulunuyor.

Termik santrallerde, 2013 yılından bu yana gerekli düzenlemeler yapılmadı. Santrallerin bacalarına filtre takılması ve çevreyle ilgili diğer düzenlemelerin yapılması zorunluluğu ise 2013’ten bu yana dört kez ertelendi.

Hazırlanan bir rapora göre, termik santrallerde yapılması gereken düzenlemelerin ertelenmesi sonucunda insan ve çevre sağlığı son derece olumsuz etkilendi. Bu sebeple başta Kahramanmaraş ve Manisa olmak üzere bu tesislerin faaliyet gösterdiği illerde kanser nedeni ile yaşamını yitirenlerin sayısının arttığı ifade edildi.

Termik santrallerin filtre takımı için kapatılmasında sıkıntı çıkmayacağı kaydedilen açıklamada şöyle dendi: “Filtresiz olarak çalışan bu tesisler hem teknolojik kısıtlamalar hem de kârlılık oranlarının zayıf olması nedeniyle her gün işletilmemekte, bazıları ise yılda sadece 65-70 gün civarında çalışmaktadır. Filtre takmak için durdurulmalarının Türkiye’de bir elektrik sıkıntısı çıkarması mümkün değildir; kaldı ki bu tesislerin hepsinin aynı anda durdurulması gerekmemektedir.”

Termik santrallerle ilgili AKRA’ya değerlendirmelerde bulunan Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Kadir Alp, “Kömürlü santrallerin çevreye olan etkilerini özetlersek, yakıtın içerisinde çevreyi kirletecek bir takım bileşenler var. Bunlardan bir tanesi yakıtın içindeki kükürttür. Kükürt yandığı zaman kükürt dioksite dönüşür ve eğer arıtılmazsa bacadan çevreye verildiğinde çevrede ciddi olumsuz etkilere neden olur.

Bir diğer önemli hava kirletici unsur, kömürlerin bünyesinde belirli bir miktarda kül bulunur yani yakıldıktan sonra geride kalan maddeler. Bunlarda eğer bir kontrol önlemi olmazsa bacadan havaya verildiklerinde yine çevrede insan ve tüm varlıklar üzerinde çok olumsuz etkilere sebep olabilirler” dedi.

“İhaleyi kazananlar en baştan önlem almalıydı

Kadir Alp; “İhaleye çıkılıp bir özel sektör temsilcisi bir santrale talip olduğunda o santralin ne gibi eksikleri olduğu o eksiklerin giderilmesi için ne kadar yatırım yapılması gerektiği, bu yatırımın ne kadar sürede yapılabileceği gibi konular belirlenmiş durumlardır yani bunları bilerek almış olduğu santrallerdir bunlar. Fakat firmaların gerekli planlamayı yapmamış olması dolayısıyla günümüze kadar bunun yapılmamış olduğunu görüyoruz. Bir genel yaklaşım olarak da bu uzatmayla ilgili talepler sadece basına yansıyan zaman dilimiyle ilgili değildir. Bundan öncesinde de süreler bittiğinde sürekli uzatma yönünde talepler olmuştur ve eğer buna bir yerde dur denmezse zannediyorum önümüzdeki 5-10 yıl daha bu süreç böylece devam edecektir. Dolayısıyla buna bir yerde dur denmesi gerekiyordu ve dendi, bundan sonra hızla bu konuda eksiklerin giderilmesine yönelik tedbirlerin zaruri olarak sağlanması gerekiyor.” dedi.

“Santrallerin kapatılması enerji sorununa yol açmaz”

Türkiye'de enerji sektöründe şu anda kapasite fazlalığı olduğunu söyleyen Alp, “ Termik santrallerin kapatılmaları durumunda Türkiye ciddi anlamda bir enerji kısıtlamasıyla yüz yüze gelmeyecektir. Şu anki mevcut kurulu kapasite rahatlıkla ihtiyacımıza cevap verebilir durumdadır” değerlendirmesinde bulundu.

Santrallerin oluşturduğu kirlilik ve alınması gereken tedbirler

Alp açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Bilindiği gibi kömürlü santrallerdeki partiküler madde ya da toz diye bahsettiğimiz kirleticiler, kömürün külündeki bileşenlerden kaynaklanıyor. Ağır metaller sebebiyle yakılma işleminden sonra gerekli filtre tedbirleriyle santralde tutulmazlarsa çevreye, havaya verildiklerinde hem bu ağır metaller bakımından çevrede risk oluşturuyorlar hem de insanların solunum sistemlerine girdiğinde akciğerlerinde bir takım kalıcı zararlara neden verebiliyorlar.

Bizim kömürlerimizin yaklaşık olarak %20 civarında kül içerdiğini kabul edebiliriz ki daha yüksek olanları da var. 100 kg kömür yakıldığında 20 kg kül geriye kalacak. Bu 20 kilogramın bir kısmı santrallerin taban külü diye adlandırdığımız kısmından yani bacadan değil de kazanların alt kısmından alınır, geriye kalan kısmı ise uçucu kül olarak tabir edilir. Bu eğer filtrelerde tutulmazsa bacadan atmosfere verilir. Şimdi taban külünü %20-%30 gibi alırsak %70-%80'inin uçucu kül olduğunu söyleyebiliriz. 20 kilogramın 16 kilogramı ya da bir ton kömür için düşünürsek 160 kg'lık kısmı uçucu kül kısmındadır. Tedbir alınmazsa her 1 ton kömür için havaya 160 kg'lık uçucu kül atılması söz konusu olacaktır bu da çok ciddi bir kirlenme riskini beraberinde getirecektir.

Oysa partikül ve toz kontrolüne yönelik mevcut teknolojik tedbirler, elektro filtreler ve torbalı filtreler, sulu yıkama sistemleri gibi sistemler devreye alınırsa, bu partiküllerin, tozların %99'dan daha fazlasının bacadan çıkmadan tutulması mümkündür ve bu şekliyle çevreyi çok önemli ölçüde koruyup kollayabilecek bir tedbir alınmış olacaktır."