7 Rebi'ül-evvel 1440 | 15 Kasım 2018 Perşembe

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Güncel

Ana Sayfa Haber Güncel

'İslâm; yegâne kalkan ve sığınağımız'

Son Güncelleme: 23 EKİM 2018 - TSİ 16:07

Yazar Yusuf Kaplan, 22 Ekim 2018 tarihli yazısında, Danıştay’ın okullarda öğrenci andının okunmasını kaldıran kararın bozulması yönünde aldığı kararla ilgili, şu hususlara dikkat çekiyor:

“Türkiye’nin bütünleşmeye ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duyduğu kritik bir zaman diliminde, toplumda etnik ve ideolojik gerilimleri tırmandıracak böyle bir karar, en hafif ifadeyle, basîretsizliktir. Vesayet rejimini hortlatarak toplumdaki etnik ve ideolojik fay hatlarını büyütecek, fitnenin fitilini ateşleyecek son derece tehlikeli bir karardır bu!”

Danıştay’ın kararını  “Ülkenin birliğini, dirliğini, kardeşliğini tehlikeye sokma potansiyeli taşıyor” ifadesiyle gündeme getiren Kaplan; “Birileri, ülkenin sosyal, siyasî, etnik ve ideolojik kaosun eşiğine sürüklenmesi için epey mesai harcıyor, anlaşılan!” diyerek kararın asıl hedefini şöyle açıklıyor:

“Eğitim sisteminde toplumda infiale yol açacak bir dizi karar alınmasını sağlamak. En önemlisi de, eğitim sistemine damgasını vuran ilkel pozitivizm anlayışının çocuklarımızın medeniyet bilincine sahip olmasını imkânsızlaştırdığı mevcut ezberci, testçi, çocuklarımızın zihnini, kalbini ve ruhunu körleştiren, çocuklarımızı robotlara dönüştüren çağdışı ve salaş “eğitim makinası”nın silbaştan değiştirilerek hem medeniyet bilincine ve ruhuna sahip hem de dünyayı iyi tanıyan, dolayısıyla ülkemizin atağa kalkmasını sağlayacak eğitimde devrim niteliğinde adımlar atılmasının önüne set çekmek!”

Yusuf Kaplan; Danıştay’ın kararının, ‘ülkedeki etnik ve ideolojik gerilimleri tırmandıracak tehlikeli bir karar olduğunu’ vurgulayarak yazısına şöyle devam ediyor:

“Daha da vahimi, Öğrenci Andı’nın, çocuklarımızı bu ülkenin ruh köklerinden uzaklaştırmayı, mankurtlaştırmayı, Batı-perest zihinsel kölelere dönüştürmeyi amaçlayan tastamam faşist bir dönemin izlerini taşıyan tek-tip insan yetiştirme söylemine dayandığını söyleyerek bu çağdışı, ilkel andı eleştiren insanlara karşı iğrenç bir linç girişimi yapıldı.

“Türk’ün ruhu, İslâm’dır; gerisi hezeyandır” şeklinde yazdığım eleştirilerden ötürü İslâm’sız bir Türk kimliğinin şiddetle ve yaygın olarak savunulduğunu gözlemledim.

İşte bu ürperticidir!”

Kaplan, “ ‘İslâmsız Türk’ Projesi” alt başlığıyla sürdürdüğü yazısında “Varlığını etnik kimliğine değil inancına armağan eden millet" vurgusunu yapıyor.

“Bu ülkenin varlık nedeni de, yegâne sigortası da İslâm’dır. Biz, Müslüman olduktan sonra dünya tarihini yapmaya başladık. Müslüman olduktan sonra üç kıtada adaletin, hakkaniyetin ve hakikatin bayraktarlığını yapmaya başladık. Ve varlığını etnik kimliğine değil inancına armağan eden bir milletin dünyanın ruhu olduğunu ispatladık.

Bizi ayakta tutan, birbirimize kırdırma girişimlerine rağmen bu tezgâhların hepsini de püskürtmemizi mümkün kılan yegâne kalkanımız, sığınağımız İslâm’dır.

İslâm, bu toplumun hem tarih yapan dinamik ruhudur hem de daha insanca, daha âdil, daha kardeşçe, daha evrensel bir gelecek kurma yolculuğunun tek umudu ve şaşmaz ufkudur.”

Kaplan, zihnî ve kültürel köleleşmeye son vermek gerektiğini belirttiği yazısını Danıştay’ın kararı gözden geçireceği ummak istediğini belirterek noktalıyor.

Yazını tamamına ulaşmak için:

https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/ikinci-danistay-vakasi-vesayet-rejimini-hortlatma-cabasi-2047798