14 Safer 1440 | 23 Ekim 2018 Salı

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Hem sanal hem gerçek kimliğimiz var

Son Güncelleme: 1 KASIM 2013 - TSİ 13:50

Teknoloji etrafımızı sardıkça ona olan bağımlılığımız da artıyor. Bu durum İstanbul’da yapılan bir konferansla masaya yatırıldı. Uzmanlar bu durumun artık küresel bir sorun olduğu görüşünde

Modern dünyanın hastalığı teknoloji bağımlılığı özellikle çocukları ve gençleri etkisi altına almaya devam ediyor. Türkiye’de internet kullanıcılarının yaklaşık yüzde 3’ü teknoloji bağımlısı. Dünya çapında ise bu ortalama yüzde 6. ABD’nin en saygın okullarından Harvard Üniversitesi’nden Pediatri Profesörü Doçent Doktor Michael Rich ve Stanford Üniversitesi’nden Profesör Doktor Elias Aboujaoude çağın hastalığı teknoloji bağımlılığını anlattı. İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne katılan Aboujaoude şu uyarılarda bulundu:

* İnsanların çevrimiçi ve çevrimdışı kişilikleri farklıdır. Bu iki kişilik arasındaki farklar çok yüksek olabilir. Ama internette çok fazla vakit geçirenler bir süre sonra sanal kişiliklerini normal hayattaki kişiliklerine yansıtmaya başlıyor. Bir süre sonra avatarlarına dönüşüyorlar. Bu da onları daha hassas ve çocuksu kişilere çeviriyor. Bunu sanal psikoloji olarak tanımlıyorum. Herkesin sanal bir kişiliği vardır.

* İnsanlar bilgisayarın güvenli olduğunu düşünüyor. Ancak bilgisayarda da normal hayattaki gibi tehditler var. Büyük bir koruma yok. Teknoloji bağımlılığı en az alkol veya uyuşturucu bağımlılığı kadar tehlikeli. Hatta belki de daha tehlikeli. Çünkü teknoloji her yerde ve ulaşımı çok kolay. Bu da bağımlılığın tedavisini zorlaştıran bir etken. İnternet narsisizm, ahlaksız davranışlara eğilim gibi kötü yönlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak davranışları etkiliyor.

Öğretmen ve aile önemli

* Teknoloji bağımlılığının tedavisi için ilk adım bu bağımlılığa sahip olunduğunu fark etmek. Teknoloji bağımlılığı Türkiye de dahil dünyanın her yerinde büyük problem. Küresel bir problem diyebiliriz. Bu bağımlılığın tedavisini sağlamak veya oluşmasını engellemek en fazla öğretmenler ve ailelere düşüyor. Öncelikle teknolojinin nasıl kullanılacağı okullarda öğretilmeli. Bunun eğitimi verilmeli. Aileler de çocuklarına teknoloji kullanımını doğru şekilde öğretmeli. Çocuklar ve gençler teknolojiye karşı daha savunmasızlar.

Milliyet