24 Cemaziyelahir 1441 | 18 Şubat 2020 Salı

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Ergenlerde depresyon ve nedenleri

Son Güncelleme: 28 OCAK 2020 - TSİ 10:03

Ruhsal çöküntü, duygu durumu bozukluğu gibi anlamlara gelen depresyon, kişinin hayata karşı tutumunda, davranışlarında artış ve azalma tepkilerinin görüldüğü psikolojik bir rahatsızlıktır.

Depresyon; zaman zaman etrafımızdaki kişilerden de duyduğumuz ve sürekliliği halinde tedavi gerektiren bir durumdur. Depresyonda olan kişilerin bu durumu kendilerinin atlatması pek mümkün olmadığı için profesyonel destekle faydalı bir yol izlenebilir.

Her bireyde ve yaş grubunda farklı etkiler gösteren depresyon, ileri yaşlar için temeli atılan gençlik döneminde, ergenlik çağında büyük hasara yol açabilmekte.

Ergenlik döneminde depresyon

Depresyonun semptomları, farklı yaşam olaylarında ve strese bağlı durumlarda ortaya çıkabilir. Ergenlerde stres oluşturan ve depresyonu tetikleyen bazı yaşam olayları şunlardır: bir yakınını kaybetme, anne-babanın ayrı olması, okulda başarısızlık, evdeki çatışmaların artması.

Kimi zaman böyle bir yaşam olayı olmasa da ergenlerin çeşitli dönemlerde dile getirdiği ya da içten içe hissettiğini düşündüğü ‘Ben değersiz biriyim, kimse beni sevmiyor' gibi benlik algılarıyla ilgili gerçekliği olmayan düşünceleri de depresyona neden olabilmekte.

Depresyonun sebepleri neler?

Depresyon, herkesi etkileyebilir ancak bazı ergenler bu duruma biraz daha yatkındır. Çatışmaların ve değişimlerin yaşandığı bu sancılı dönem aslında zaten kendi başına bir risk faktörüdür.

Bunun yanında; ergenin kendine olan güveninin düşük olması, kişilik yapısı olarak kendini çok ve acımasızca eleştirmesi ve olumsuz yaşam olayları üzerinde kendini etkisiz hissetme depresyonun oluşmasındaki bazı risk faktörlerindendir.

Ayrıca, stres oluşturan yaşam olayları, istismar, tutarsız ebeveyn davranışları, ergenin kronik bir hastalık geçirmesi ve düşük sosyal beceriler de ergenlerde depresyonu tetikleyebilecek risk faktörlerindendir.

Bu durumda, anne ve babalara hayli görev görüşmekte olduğunu söyleyen Dr. Ziya Gümüş, AKRA'ya yapmış olduğu açıklamada;
''Gençlerimizde bu dönemde bilinmeyen bir alana girince korku oluşuyor. Anksiyete duymaya başlıyorlar. Bu durum %40 oranında depresyona yol açıyor ve bu demek değil ki, hepsi ilaç alma durumunda. Çoğu aile arasında çözüme kavuşabiliyor.” dedi.

Gümüş, en çok korkulanın ise gençlerin madde bağımlısı olmaları olduğunu belirterek; kullanan gençlere, ‘Neden böyle bir şeye yöneldin, her türlü imkanın var. En güzel okulda okuyorsun her dediğin yapılıyor’ dediğimde ‘Anne ve babamı benimle konuşurken görmedim, babam cebime para koyuyor, ama karşısına alıp benimle konuşmuyor, derslerim eğer kötü gelirse; anne-babam ‘ben, her türlü imkanı sana sağlıyorum, sen niye bu notları getiriyorsun’ deyince sürtüşme başlıyor çocuktan beklenti de yüksek tutulunca bu tarz aile kopmaları meydana geliyor'' değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlar, gençlerin buhran yaşadıkları dönemde bunun anne babaları tarafından fark edilip dengeli bir iletişim kurma ve ilgilenilme beklentisinde olduklarını, iletişim eksikliğiyle birlikte anne babaların çocuklarından yüksek beklenti içerisinde olduklarında ortaya çıkabilen sürtüşmelerin ve depresif durumların yaşanmaması veya en aza indirilebilmesi için ailece birlikte çeşitli aktivitilerle kaliteli zaman geçirilmesi tavsiyesinde bulunuyor.