7 Şevval 1439 | 21 Haziran 2018 Perşembe

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

'Çocukluk travmaları beyne ve gelişime zarar verir'

Son Güncelleme: 7 MART 2018 - TSİ 11:04

Çocukluk çağımız kimimiz için pembe sislerle sarılı, özlenen bir cennettir; kimimiz içinse kara bulutların ardında saklı, unutmak istediğimiz karanlık bir mağara...

Yaşama yeni konuk olduğumuz o yıllar, başkalarına en çok bağımlı olduğumuz dönemidir ömrümüzün.

Ne beynimiz, ne de bedenimiz, yaşamla başa çıkacak donanıma sahiptir henüz.

Birilerince yedirilmesek, içirilmesek, giydirilmesek, temizlenmesek ve korunmasak, yaşamımızı kendi başımıza sürdürmemiz imkânsızdır.

O nedenle de, bizi gerçekten sevecek, yaşamın uçsuz bucaksız vahşi coğrafyasında yalnız başımıza bırakıp gitmeyecek, görünür görünmez canavarlardan koruyacak büyüklere ihtiyacımız vardır.

Güçlü bir güven duygusuna…

Henüz hiçbir şeyi tam olarak bilemediğimiz, tecrübesiz olduğumuz ve beynimiz yeterince gelişmediğinden, yaşadıklarımızı mantıklı değerlendiremediğimiz için, yüksek sesler, sert hareketler, şiddet eğilimleri, korkutucu görüntülerden çok etkileniriz.

Hayalle gerçeği birbirinden ayıramayız.

Hissettiklerimizi dile getirecek sözcük hazinemiz bile yoktur daha...

O dönemde ihmal veya terk edilme, fiziksel ya da duygusal şiddete maruz kalma, büyük aile kavgalarına şahit olma gibi durumlarla karşı karşıya kalanlarımızın, yaşamın ilerleyen yıllarında ciddi ruhsal sorunlar yaşayabileceğini, hemen hepimiz sezgisel olarak öngörürüz.

Ama artık çocukluk çağı travmalarının, gelişen beynin dokusuna önemli biyolojik zararlar verdiğini, bilimsel araştırmalar aracılığıyla, çok net bir biçimde biliyoruz.

Nasıl mı?

Çocukluk çağı, beynimizin hızla gelişip şekillendiği bir dönemdir.

Yaşanan travmalar, stres hormonu kortizolün salgısını arttırır.

Beynin alarm merkezi amigdala, aşırı hassaslaşır, kolayca uyarılarak ‘’savaş ya da kaç’’ adı verilen ve tüm bedeni alarma geçiren sistemi devreye sokar.

Mantıklı düşünme, hafıza, dikkat, algılama becerisi, dil kullanma ve bilinçlilik gibi çok önemli özellikleri yöneten kısım, beyin kabuğudur (korteks).

Korteks, artmış kortizolün de etkisiyle, çocukluk çağı travmalarından en çok etkilenen bölgelerdendir.

Stres etkisiyle gelişimi yavaşlar, küçük kalır.

Bu durumsa zekâyı, duygu yönetimini zayıflatır.

Travmanın şiddeti ve süresi, sorunun derinlik ve büyüklüğünü belirler.

Maalesef bu yapısal bozulma, ilerleyen yıllarda yetişkin bireyin de yaşamını mahvedecek sonuçlar doğurabilir.

Böylesi kişilerde, dikkati toparlama zorlaşır ve öğrenme güçlükleri ortaya çıkar.

Duygular sağlıklı yönetilemez.

Kolay öfkelenme, aşırı hassasiyet, anlamsız takıntılar olabilir.

Davranış bozuklukları görülür.

Özgüven zayıftır.

Kolayca paniğe kapılır, karamsarlaşabilirler.

Depresyona eğilimlidirler.

Bağımlı ilişkiler kurmaya yatkındırlar.

Ürkütücü, değil mi?

Ebeveyn olma kararı, yaşamda bilinçli alınması gereken kararlar arasında, belki de ilk sıradadır.

Sevgi, saygı ve güven veren bir yetişme ortamı sunulmadığı sürece çocuk yapmanın, geleceğin hasta birey ve toplumlarının tohumlarını atmak demek olduğu unutulmamalıdır!

İyi bir haberim de var!

Sorunu fark edip sorumluluk üstlenmeye karar verdiğimiz andan itibaren, bu hasarı sınırlandırmak mümkündür.

İnsan beyninin, nöroplastisite adını verdiğimiz esneklik özelliği, çocuklukta yaşanan travmaların bugünkü etkilerini yapılandırmamıza olanak vermektedir; kaç yaşında olursak olalım!

Akılcı düşünme, duygu yönetimi ve sakinleşmeyi öğrenerek, geçmişin kötü izlerini kısmen ya da büyük ölçüde silmemiz mümkündür!

Ama unutmayın!

Sağlam bir bina dikmek, sağlıksız bir binayı sonradan onarmaktan daha kolaydır!

O nedenle, çocuklarınız varsa, onları sevgi ve güvenle yetiştirin; bunu başaramıyorsanız, önce kendinizi değiştirin!

Şafak Nakajima