15 Muharrem 1440 | 25 Eylül 2018 Salı

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Türkiye

Ana Sayfa Haber Türkiye

Kayıp çocuk sayısı yüzde 200 arttı, uzmanlardan ailelere uyarı

Son Güncelleme: 2 MAYIS 2014 - TSİ 11:01

Son günlerde gündeme gelen kayıp çocuklar ile ilgili ortaya çıkan resmi rakamlar korkunç gerçeği gözler önüne serdi. 2008 yılında kaybolan çocuk sayısı 4 bin civarında iken bu rakam 2012 yılında 12 binin üzerine çıktı. Dolayısıyla 4 yıl içinde kayıp çocuk sayısındaki korkutucu artış yüzde 200’ün üzerinde.

Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Işık, kayıp çocuklar ve son günlerde artan çocuk cinayetlere ilişkin yaptığı değerlendirmede ailelerin önemine değindi. Ailelerin çocuklara karşı sorumluluklarının arttığına işaret eden Işık, “Aile çocuğa beslenme, barınma, korunma ve öğrenmesi için imkanlar sunar.  Anne- baba çocuğa ilgi, sevgi ve şefkat göstererek çocukta güven duygusunun oluşumunu sağlar. Dolayısıyla aile tabii bir okuldur. Her şey ailede başlar. İyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış gibi değerlerin temeli ailede atılır. Mutlu ve huzurlu toplumlar, mutlu ailelerden oluşur. Siz aileyi tahrip ederseniz, aile bağları ortadan kalkarsa o zaman toplumu tahrip etmiş oluşunuz. Bugün televizyon (internet)  adeta bir bakıcı konumuna gelmiştir.  Televizyon anne-baba işten gelene kadar çocuğa dadılık yapmakta, onlar işten döndüğünde ise çocukla beraber yine televizyonun karşısına geçilip bir arada vakit geçirilmektedir” diye uyarı da bulundu.  Işık, değerlendirmesinin devamında ise “Çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi biz veremezsek, başkalarının verdikleriyle yetişmelerine engel olamayız. Bizim dinimiz “komşusu açken tok yatan bizden değildir” derken; medya ise “boşver komşunu önemli olan sensin. Ne kadar çok tüketirsen o kadar insansın” mesajını vermektedir. Böylece yeni kuşaklar bireyci ve faydacı yaklaşımı tercih eder hale gelmişlerdir.  Burada son yıllarda ülkemizde  boşanma oranlarının artmasını da işin içine katarsak, sorunların temelinde ailenin “tabii okul olma” vasfını kaybetmesinin yattığını söylemek mümkündür. Sonuçta kimlik bunalımı yaşayan, atomize olmuş, yalıtılmış, kendi haline çaresiz bırakılmış. Ve yalnızlıklarından korkan bir gençlikle karşı karşıyayız” dedi.

Millî Gazete